English
Merhaba, üye girişi için tıklayınız
ŞALOM Dergi - Nisan 2018
ŞALOM Dergi - Nisan 2018ŞALOM Dergi - Nisan 2018ŞALOM Dergi - Nisan 2018ŞALOM Dergi - Nisan 2018
ŞALOM Dergi - Nisan 2018
Ürün Fiyatı :
14,00 

Sevgili Okur, 
Türk Yahudileri, bu coğrafyada 1492’den yüzyıllar önce de vardı, genel kanının aksine...
Büyük çaplı göç ise, günümüzden 526 yıl öncesi, Osmanlı egemenliği altındaki topraklara doğru 1492 yılında gerçekleşti.
İspanyol Engizisyonu, Aragon Kralı II. Ferdinand ile “dünya evine giren Kastilya Kraliçesi I. İsabel’in ısrarı üzerine, Papa IV. Sixtus tarafından 1483 yılında onaylandı. Hedeflenen, Müslümanlar ile Yahudilerin Hıristiyanlaştırılmasıydı. Bu nedenle 150.000 civarında Yahudi, 1492 yılında İspanya’yı terk etti.
Birçoğu da Osmanlı İmparatorluğu’na sığındı.
Bu tarihçenin masalını ilk kez, babaannemden işitmiştim.
Öylesine ballandıra-ballandıra anlatırdı ki, hayalhanemin imgeleri arasında karanlıkların sözcüleriydi, 2 Nisan 1492’de Engizisyon Fermanı’nı ilan eden İsabel ile Ferdinand. Babaannem Sultana’yı can kulağıyla dinlemiştim:
Onu hep, ezelden-bu-yana-bir-gezgin kılığıyla o gemide, yanından ayıramadığı o geride bıraktığı evinin anahtarı daima elinde, anavatanını terk ederek yeni yuvasına, Osmanlı’ya sığınışının ayrıntılarıyla anarım.
O gemi ise çocuk dimağıma fena halde demir atmıştı.
1492’de İber Yarımadası’ndaki Hıristiyan olmayanların kovuluşundan 500 yıl sonrasında…
1992’de,Türk Yahudileri, çeşitli etkinliklerle, babaannemin anlatılarında naklolanları yâd etti, bir ‘Sefarad’ olarak.
İbrani dilinde Sefarad, İspanya anlamına gelmekte.
O dönemde İspanya ve Portekiz’den göç eden Yahudiler, ağırlıklı olarak Osmanlı egemenliğinde olan topraklara ve İtalya gibi ülkelere yerleştiler. Bu nedenle de İspanya, Portekiz, İtalya, Kuzey Afrika, Türkiye, Ege Adaları ve Balkan Yahudilerinin büyük bölümü bu sıfatla anılmakta.

***

1992’deki konferanslar, kutlamalar, etkinlikler çerçevesinde, 500. Yıl Vakfı Başkanı Jak Kamhi, doğasınca öne çıkarak gazetecilerin sorularını yanıtlarken İsrail’in kuruluşunun dünya Yahudilerinde yarattığı değişiklik konusuna şöyle değinmiş, Diaspora’nın duygularını seslendirmiştiti:
O güne kadar, Yahudiler her yerde aşağılanan bir topluluktu. ‘Korkak Yahudi’, ‘Pis Yahudi’ gibi bir sürü sıfat kullanılarak tabii bir şeymiş gibi hakaret edilen bir toplumdu. Bazı kimseler kendilerinin Musevi olduklarını söylemekten çekiniyordu. İsrail’in kurulmasıyla yeni değerler ortaya kondu. İsrail’in kurulması, Yahudilerin korkak olmadıklarını, sosyal hayatlarının çok düzenli olabileceğini, kendi kendilerini yönetebileceklerini, ilim adamlarının değerini, kabiliyetlerini, Yahudilerin yalnız para kazanmakta değil, başka sahalarda da başarılı olabileceklerini ortaya koyarken bütün dünya Yahudilerine yeni bir değer kazandırmıştır.”
Bundan dolayı bütün Yahudiler, İsrail’e borçlu oldukları için İsrail Devleti’nin güven ve barış içinde yaşamasını arzular. Çünkü onun mevcudiyeti, bu değerlerin devamını sağlıyor. Bu psikolojik bir olaydır.”

***

O yıl, 1992’de bir-Türk-Sefaradı olarak ilk “gazetecilik deneyimlerimin” coşkulu keşfinde, babaannemin öykülemeleriyle araladığı varoluşsal pencere, benim için de aralanmıştı. Daha sonralarında ise o kepenkleri elimden geldiğince açmağa çalışırken…
Gerçekte hedeflediğim “UMUT” olmuştu!
İsrail, bu ay, kuruluşunun 70. yılını kutluyor.
Binlerce yıl süre gelmiş bir umudun hikâyesi!
Sevgiyle kalın
Suzan Nana Tarablus
Şalom Dergi Editörü