English
Merhaba, üye girişi için tıklayınız
Şalom DERGİ - Şubat 2026
Şalom DERGİ - Şubat 2026Şalom DERGİ - Şubat 2026Şalom DERGİ - Şubat 2026Şalom DERGİ - Şubat 2026
Şalom DERGİ - Şubat 2026
Ürün Fiyatı :
195,00   (Kdv Dahil)

Geçtiğimiz günlerde, çöle duyduğum eski bir tutkunun izinde Büyük Sahra’daydım. Moritanya’da… Yüzölçümü Türkiye’nin bir buçuk katı olan Moritanya İslam Cumhuriyeti dört milyon kadar bir nüfusa sahip. Geçmiş dönemlerde Berberi bir krallık, %70’i çöl olan Moritanya’da Orta Çağı andıran zorlu koşullar altında, neredeyse bir hafta süren bir seyrüseferde. Çöl insanları -özellikle kadınlar ve çocuklar- yoksulluğun ve yoksunluğun en dip katmanında yaşıyor. Güneşin altında kavrulan, suyla, gıdayla, umutla sürekli pazarlık hâlinde olan hayatlar… İnsan, orada yalnızca doğayla değil, insanlığın kendi kırılganlığıyla da yüzleşiyor.

Bedensel olarak son derece zorlayıcı bu yolculuk sırasında, inanması güç, ama bir vahayla karşılaştım. Yaklaşık 9,2 milyon km²’lik bir alanı kaplayan ve Moritanya dışında Cezayir, Çad, Mısır, Libya, Mali, Nijer, Batı Sahra ve Sudan’ın büyük bir bölümünü ve Fas’ın güneyi ile Tunus’un bazı kısımlarını kapsayan devasa bir çölün ortasında bir cennet adacığı… Yeşil bir örtü, palmiye ağaçları, akan dereler, kayaların arasından sızan sular… Hayat, en kurak yerin kalbinde bile bir yol bulabiliyordu. Doğa, çelişkilerini böylesine zarifçe taşırken, dünya da kendi çalkantısını sürdürüyordu.

Ben Sahra’nın sessizliğinde yürürken, gezegenin başka köşelerinde fırtınalar kopuyordu. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun karısıyla birlikte yatağından kaçırılarak New York’a götürüldüğü haberleri dolaşıyordu. Sınır komşumuz Ahmet Şara’nın Suriye’si yeniden ve alabildiğine karışmıştı. Bir diğer komşumuz İran’da ise halk, 49 yıllık molla rejimine karşı günler süren bir isyanla sokaklardaydı.

Ben kumların arasında nefes ararken, dünya ateş alıyordu. Çöl serüvenimle eşzamanlı kim bilir daha neler yaşandı? Başka hangi şehirler karardı, hangi anneler çocuklarını kaybetti, hangi kadınlar cinayete kurban edildi, hangi umutlar bir gecede söndü? Sahra’daki vaha bana doğanın en kadim gerçeğini hatırlattı: Hayat, en imkânsız görünen yerde bile filizlenebilir. Ama insan dünyası için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

Doğadaki bu büyüleyici tezat -kuraklıkla hayatın yan yana duruşu- insanlığın hâline mi ayna tutuyor? Yoksa hâlâ, eski bir deyişin dediği gibi, insan insanın kurdu mu? Belki de bugün en çok sormamız gereken soru tam da bu!

Suzan Nana TARABLUS