Bazen bir kitabın doğuşu yalnızca edebiyatın değil, hafızanın da kutlamasıdır.
Geçtiğimiz haftalarda böyle bir ana tanıklık ettik: Dergimizin yaklaşık on yıldır yazarı olan Elena Kovaçi Uygan’ın ilk kitabı “Çaydanlık Gibi Olun”, Şişli’deki Bulgar Ekzarhanesi’nin sıcak atmosferinde, sanatçı Tilbe Saran’ın etkileyici eşliğiyle okurlarla buluştu. Bir kitabın lansmanının mekânı bazen tesadüf değildir. Şehrin belleğini taşıyan tarihî bir mekânda yapılan bu buluşma, Elena’nın kitabındaki temel duyguyla örtüşüyordu: hatırlamak, anlatmak ve yaşanmışlıkları saklı kaldıkları yerlerden çıkarıp gün ışığına taşımak…
Elena Kovaçi Uygan’ı dergimizin sayfalarından tanıyan okurlar için onun kaleminin en belirgin özelliği bellidir: Hayatın en küçük ayrıntılarında bile bir hikâye yakalayabilmek. Nüktedan bir dille, çoğu zaman bir aile anısını anlatırken bile, satır aralarında koca bir dönemin ruhunu sezdirir. “Çaydanlık Gibi Olun” tam da böyle bir kitap. Neden mi çaydanlık gibi olmak? Elena’nın aile düsturu: “Gırtlağınıza kadar suda olsanız bile, yine de ıslık çalın…” Ailenin 1800’lerden günümüze uzanan çok katmanlı bir zaman yolculuğunun, göçlerin, kuşakların ve küçük gündelik mucizelerin hikâyesine uzanan bir anlatı...
Aslında resmî tarih çoğu zaman büyük olayları, savaşları ve devletleri anlatır. Ama hayatın asıl dokusunu oluşturan minicik şeyler çoğu zaman mutfak masalarında, aile sohbetlerinde, eski fotoğrafların arkasına yazılmış birkaç cümlede saklıdır. İşte bu yüzden kişisel anlatılar önemlidir. Eğer bir gün “resmî tarih” yeniden yazılacaksa, bu yalnızca arşiv belgeleriyle değil; insanların yaşadıklarıyla, hatırladıklarıyla, anlattıklarıyla mümkün olacaktır. Elena’nın kitabı bu anlamda yalnızca bir aile hikâyesi değil. Aynı zamanda hafızanın küçük ama güçlü bir tanıklığı. Bir çaydanlık gibi… Sessizce kaynar, buharı yükselir, etrafına sıcaklık verir, kaynamasına rağmen fütursuzca ıslık çalar. Çaydanlığın buharının kokusunda ise geçmişin izleri vardır.
Sevgili Elena, yıllardır dergimizin sayfalarına kattığın o ince mizahı ve hayat sevgisini şimdi bir kitapta topladın. İnanıyorum ki, gerisi de gelecek… Kaleminin yolu açık olsun. Ve umarız o çaydanlık daha uzun yıllar kaynamaya devam eder.
Suzan Nana TARABLUS